Anlatası gelmiş olmalı…

imag0648b

Denizkızım büyüyor, kızgınlıkları azalıyor, hayırları azalıyor; “oluy” diyor {olur}…

Onunla telefonda konuşmaya can atan dedeler, ananeler, dayılar, amcalar bugüne kadar sürekli duvara çarptılar; “hayıy! konuşmak istemiyoyum”…

Bugün kuzucuğumun anlatası gelmiş olmalı… Bir bir anane, babaanne, dede arandı. uzuuuun uzuuuun anlatıldı. Bugün yuvada yapılan doğumgünü kutlamasında kendi verdiği hediyeden başladı, ameleinin çatıda anteni çekme sahnesiyle devam etti…

Kızım bugün herkesi çok mutlu etti, çok şekerdi.

telefon

AMELİE::bizim olmuş

Normal Özge {Özgeler ikiye ayrılır: Didem’in annesi ve normal }, dün bizdeydi. Can arkadaşımla can kızım birbirlerini çok özlemişler. Ne mi yaptılar? Oturdular film izlediler… Filmin adı “AMELİE”::

Bir süredir denizin bazı cdlerini bulamıyordum. Bu sefer cdsini bulmam için başıma fazlaca ekşiyince; özgenin varlığından yararlanıp koyuldum aramaya, orayı burayı deşmeye… yok… Bir de ortalıkta durup her seferinde tepemin taslarını attırsalarda elime almadığım bir takım cdler vardı, üzerine tembellikten bir hiç yazılmamış bu cdleri tek tek playera koyup içlerinde ne olduğuna bakmaya başlamıştım ki  aradığım “karamela sepeti” adlı çocuk şarkıları cdsini buldum…  bir cd daha buldum: kötü kopyalanmış bir “Amelie” cdsi. Sevgiliyle bayılırız Amelieye. defalarca izlemişizdir. Minik Amelie ye de hayranızdır. Denizöncesi izlediğimiz  her seferde minik Amelie ye  bakıp ondan bir tane de bizim olmasını bir yerlere duyurmaya çalışırcasına istemişizdir…  Dün normal özge ile amelie– pardon Deniz, filmi izlerlerken  farkettik ki; olmuş… evet evet olmuş… bizim bir Amelie miz olmuş…

a

çay koltuğu {çay tabağı}

Çok seviyorum çocukların bilmediklerini bildikleriyle anlatmalarına… Çünkü çok eğlenceli ve komik oluyor bizim için halbuki onlar ne kadar ciddi… en komiği de bu zaten, ciddi olmaları. bu da benim miniğimin anlatımı; çay koltuğu {çay tabağı}.

dsc03749b

{seni seviyorum}

Denizkuzum benim;

 Varlığın hayatımı öyle bir değiştirdi ki. Ben seninle adeta büyüdüm. Bu büyük halimden çok memnunum. Sana sahip olmak bana kendimi çok iyi hissetiriyor. Seninle yaşarken çok şey öğrendim, en çok da sahip olduklarım için şükretmeyi öğrendim… Seni herşeyden çok seviyorum.

{seni seviyorum}

{seni seviyorum}

Başak.

Bu da nesi??

Bilmiyorum… Tiyatro oyunu oynuyor… Ama elindeki mikrofon neyin nesi? Çözemedim… dsc03718b

Denizkızım:: sabah keyfi…

Bu sabah bir sesle uyandım… yatağımdan kalkmadım… daha doğrusu şaşkınlıktan yatakaldım sadece dinledim… ses mutlu bir ses… şarkı söylüyor… konuşuyor, anlatıyor… belli ki kucağında peluşlardan biri var. …

Dayanamayıp dakikalar sonra kalkıp ne yapıyor diye bakıyorum??

Benim kızım uyanmış, annesine çemkirmemiş, yatağından kalkmış, çişini yapmak üzere küçük tuvaletine girmiş klozetinden sarkan minik çıplak ayakları gözüküyor, vakit geçiriyor orada, keyif yapıyor… ah ne keyifli bir durum anlatamam. Ben de yatağıma dönüyorum, gerinmek üzere…

DSC03896b

Bay bay terrible two. three. herneyse…

dsc03673b

…oluy annecim… seni üzmüyoyum diy mi?…

Allahım, Allahım bugünleri de  görecekmiydim?… Bu aralar Denizkızım biraz isrardan sonra yukarıda yazdığım ulu cümleyi söyleyebiliyor. İlk duyduğumda tahmin edileceği gibi kulaklarıma inanamadım, hatta sonsuza dek sürecek sandığım israra karşı tüm benliğimle hazırdım, cevabım hayırdı:

Denizkızım: Annecim bebek çikolatası yiyebiliymiyim?
Denizanası: Yemekten sonra yiyebilirsin tatlım.
Denizkızım: Yaaa ama son kez son kez son keeeeez….
Denizanası: Tatlım yemeğini yedikt.
.Denizkızım: ..oluy annecim…
Denizanası: Hayır denizcim yiyem… ha? hı? ıııım….
Denizkızım: …oluy annecim… seni üzmüyoyum diy mi?…
Denizanası: aaa… evet tatlım?!?!?

 

aktivite:: vişneli jöle

jole

jöle yaptık…
Daha doğrusu Deniz yaptı. Uzun süredir dolapta paketi görüp yapmak istiyordu. Bir türlü fırsat bulup yaptıramıyordum.
Bugün karar verdim;
onu mutlu etmeyi, birlikte aktivite yapmayı çok istedim…
Hazırlıkları yaptım, okul dönüşü koydum önüne…
Çok mutlu oldu, gitti geldi dolabı açtı donmuş mu diye baktı… Yemek için heyecanlandı. Ama bekledi…
Ben de onun bu halini görüp iyi ki yaptık, daha sık yapmalıyız böyle aktiviteleri diye düşündüm… Keşke daha çok yapabilsem, daha çok mutlu edebilsem onu.

 

Denizresmi::araba

Bu kağıt okuldan geldi… araba çizmiş…

img_0398b

Bir de gökkuşağı??…

img_0399b

 

:!:Ellerim patlamış:!:

img_0233b

D: Anneee! Elleyim patlamış…
B: !??! Efendim canım
D: Elleyim patlamış diyoyum. Kyem süyüyoyum..
B: hımm. Ellerin çatlamışşş… Sür şekerim sür.

disney: mickey, minnie

Denizin en favori çizgi kahramanları. Tv de başka çizgi film izlemiyor. Disney channel daki mickey saatlerini kolluyoruz.

img_0402

img_0404b

En sevdiği hikaye de heidi… ama hikayedeki favori kahramanı heidi değil, clara. Eve her gelene, yolda onunla her ilgilenene clarayı anlatıyor. Clara küçük ayşegülün yerini aldı. Ayşegülle de daha minikken zeynep ananesinin “ayşegül bisiklet kazası” kitabını okumasıyla tanışmıştı ve kitap başucu kitabımız olmuştu. Hala evde iki tane vardır bu kitaptan. Korkumuzdan iki tane saklıyorduk, olur da birinin başına birşey gelirse diye… İki karakterin ortak özelliği kaza geçirmiş/hasta ve tekerlekli sandalyede olmaları…

Film::Kırmızı Başlıklı Kız

“Kırmızı başlıklı kız” filmini ailecek izliyoruz.

Şöyle söyliyeyim:

Ailecek film izliyoruz. İzleyebiliyoruz. Tabii onun istediği filmleri.

dsc06699b

Bütün gün esneyen prenses…

Bu kitabı Deniz çok küçükken almıştım. Hikaye ilginç ve güzel… Çizimleri alışılageldik değil, biraz çirkin, biraz kasvetli ve bana göre başarılı grafiklerdi. Başkalarına göre de başarılıymış ki ödül almış. Denizin eline bu kitabı gönül rahatlığıyla veriyordum. Minik bir çocuğun nasıl olsa şartlandığı bir  güzellik çirkinlik kavramı yoktur diye… Yanılmışım… İlk günden beri resimlerini sevmedi. Ben de geçecek nasıl olsa diye kitabı bir süre kendi rızamla getirmiyordum karşısına. Bir şekilde uzun aralardan sonra eline alıyordu kitabı. Her seferinde de kitap, hikaye bitmeden yarım kalıyordu. Korkuyordu resimlerden. Küçükken bu kadar iyi ifade edemiyordu, sadece huzursuzlandırıyordu onu. Ama son noktayı koydu bugün. Uzun süredir kitaplarının  arasında duruyordu. Kendisi istedi… Ama olmadı beceremedi yine… Resimler hakkında pek de haksız olmadığı sorular ve benzetmeler yaptı.. doğruydu… haklıydı…Onun gözleriyle baktım resimlere… Çok haklıydı… Resimlerin herbiri değişikti ama kimileri için çirkin, ruh bunaltıcı olabilirdi.  Ona göre değildi… Farklı olması değildi sorun çirkin olmasıydı. “Shrek” de farklıydı ama onu çok seviyordu… Çünkü sevimliydi.

Son noktayı koydu işte…  ”Kaldır bu kitabı sevmiyorum”… dedi. hem de “en yukarılara kaldır” dedi… Kitap yine kütühanede duruyor. Ama denizkitapları arasında değil. Çok çok uzaklarda, çok çok yukarılarda. Biraz daha büyüdüğünde indirilmek üzere…

dsc06617b

dsc06624b

Gün::kendi başına bitirdiğin ilk yemeğin günü…

Büyüdüğünde bu hoşuna gitmeyecek ama evet doğru… Gün itibariyle “evde”  tabağını bitrebilme konsantrasyonunu ilk defa göstermiş durumdasın. Bu da bir “seni sana şikayet” yazısı. Ama söylemeden geçmeyeceğim seni deliler gibi de seviyorum.

PS: Tabakta sosisli makarna vardı.

img_0318b

selodeniz

img_0306b

Adını anmak istemediğim bu operatörün başarısı…

 Çocuklar gerçekten seviyor bu yaratığı.

Denizkızım bu şapka ve eldivenlere bir şekilde sahip olduktan sonra kendini selo zannediyor. Ara sıra yokluyor bu durum bizi. Canı selo olmak istediğinde bir kaç gün selo oluyor. Adını soranlara selo diyor. Uzun süre uyurken dahil kafadan çıkmıyor bu lanet şapka.

img_0307b

ne söylüyorsun??

dsc05814b

kimbilir ne söylüyorsun adama… heidiyi mi anlatıyorsun, clarayı mı? yoksa dün seyrettiğin shreki mi?.. ya da ingilizce renkleri veya sayıları mı?… belki de seni seviyorum diyorsundur amcaya?? hep söyleyecek birşeyin var aşkım…

Denizoyunları::

dsc03660b

Ankara:19Mayıs S.:Eses-Hacettepe:2-2

hacettepe1hacettepe2hacettepe3

Çözüm harika!…

dsc06594bYağmurlu bir günde denizkızım ve denizbabası okula gider. Yağmurdan ıslanmamak için buldukları çözüm harika.

“”minik şeytanın hakkından geliyoruz”"

dsc06700b

Her gece yatma faslımız var,  şöyle ya da türevi şekilde devam eder:

“”annecim süt
“”peki canım
{mutfağa gidilir, süt ısıtılır, ısısı ayarlanır, odaya dönülür}
“”sıcaaak! ya da soğuuuk!
{pıt pıt mutfağa gidilir, istediği yapılmaya çalışılır, pıt pıt pıt dönülür}
“”çikolatalııı! ya da çikolatasıııız!
{pat pat pat mutfağa gidilir, istediği yapılmaya çalışılır, pat pat pat dönülür}
“”ama çikolatasını karıştırmışsıııın!
{güm güm güm mutfağa gidilir, istediği yapılmaya çalışılır, sevgiliyle gözgöze gelinir, sakin ol dopingi alınır, hüüüüp koca bir nefes,  pat pat pat dönülür}
“”al bakalım

“”annecim seni çok seviyoruuuum!
“”ah canııım ben de seni {yelkenler fora}
“” …bitti. anne bi daha
{pat pat pat mutfağa gidilir, istediği yapılmaya çalışılır, pat pat pat dönülür}
“”al bakalım
“”… bitti…anne karnım ağrıyor kakam gelmiş olabilir. annecim seni çok seviyoruuuum!
{pat pat pat tuvalete gidilir, istediği yaptırılmaya çalışılır, yapılamaz çünkü kaka yoktur, yatağa dönülür, sinirlerin yıpranma katsayısı çok zorlanmıştır}
“”anne sıkıldım…
“”hıyyaaaayt! ……………… {annenin kafasında ninjalar uçuşur}

Bugün öğretmeniyle konuşmaya gittik. Çaresizlikten… Öyle bir parmağında oynatıyor ki, sahip olduğumuz zeka bunu anlamamıza yettiği için oynatılmak fikri insanı bir süre sonra oldukça rahatsız etmeye başlıyor… Neyse biz olanları akılda tutulabilenler nispetinde anlattık. Jülide hanım çok sakin bir şekilde bunların çok normal olduğunu, çocuğun da çok normal olduğunu, okulda böyle olmadığını, yani sorunun bizden kaynaklandığını anlattı. Tabi daha detaylı ve anlayabileceğimiz şekilde. Ha bu arada bizim miniko biraz baskın  bir karakter olduğu için başetmenin ancak bizim daha güçlü davranarak mümkün olabileceğini de anlattı. Sonuç olarak artık gece yatma faslı şöyle oluyor:

“”annecim süt
“”peki canım
{mutfağa gidilir, süt ısıtılır, ısısı ayarlanır, odaya dönülür}
“”sıcaaak! ya da soğuuuk!
“”denizcim sütü senin içebileceğin gibi hazırladım, istemiyorsan içmeyebilirsin.
“”büüüü… lık lık lık… annecim seni çok seviyorum. bana kızdın mı?
“”canım aşkım ben de seni çok seviyorum, kızmadım neden kızayım {içses: oh be dünya varmış, yola gel şöyle}
.
.
.
.

Vallahi Jülide hanımla konuşmak çok iyi geldi. Bizi kendimize getirdi. Artık kesin olarak olabilecekler ve olamayacaklar var. Olabilecekler de sadece iki seçenek…