Biraz bunalınca sevgilinin yokluğunu da fırsat bilip erkenden terk ettim ofisi…Küçük alışverişler yapmak istedim kendime gelmek için. Ne yaptım en sevdiğim miniğime iki puzzle, iki şapka, bir huloup aldım. Niçin çünkü onu çok seviyorum… Taktım koluma torbalarımı… doooğru okula… biraz erken alayım da yoğurtçu parkına götüreyim dedim. Niye?.. Çünkü onu çoook seviyorum… Okula giderken yolda gördüğüm erik ağaçlarından minik erikleri cebime doldurdum. Sağ cebimdekiler benim, sol cebimdekiler minişim için. ona büyüklerini ayırdım. Niçin?.. Çünkü onu çok seviyorum…
huloupu gördü çok sevindi… çok mutlu oldum, onu mutlu gördüğümde ben ondan daha mutlu olyuorum. daha diğerlerini görmedi… bir kaç adım sonra huloupuna bakıp aa ama ben bunu değil çizgili olanı istiyordum dedi… Hay allah… onun daha büyük olduğunu biraz büyüynce de onu alacağımızı söyledim. tamam dedi. fiyuvv! ucuz kurtardım.. Cebimdeki erikleri çıkarttım, yedik yolda giderken elele. Çok mutluyuz ikimizde… Onu çok seviyorum…
Park ziyareti kısa sürdü çocuklar huloupuna sarkıyor diye. Eve gelene kadar türlü mızıklamalar, huysuzluklar, beni suçlamalar, aldığım yapbozu çöpe atacak kadar sevmemeler bla bla bla…. Hala onu seviyorum ama moralim bozuk!
Eve gelir gelmez ohh hemen yemeğimi hazırlayayım. Belki açtır. Yemek yiyince kendine gelir dedim hemen kolları sıvadım.Bbu sırada içeride yine mızıklanıyor. Nooluyor diye bir kafayı uzattım. oyuncakları dağıtmış bana televizyonu açmam için çemkiriyor. ben de oyuncakları toplamasını sonra açacağımı söyledim. bu sefer de yardım etmem gerektiği mızıltısını yaptı. kararlı davranıp hayır dedim ve onun toplaması gerektiğini, yapabileceğini sakinlikle bütün çemkirişlerine rağmen başardım. O mızıldamaya devam ederken oyuncakları sepetine attı, bana döndü ve şöyle dedi çemkirdi: ”Ben külkedisimiyim!!!…”
Hala onu çok seviyorum ama şoktayım…
Peki ben külkedisi miyim!…

Benim evdeki adım da Pakize:P