Bu sefer oyumuzu St Joseph Lisesinde kullandık. Geçen sefer de Kadıköy Anadolu Lisesinde kullanmıştık. İki okulda görücüye çıktı… Biz beğendik… Denize de sorduk:
-Denizcim büyünce bu okul senin okulun olsun mu?…
Vallahi olsun inşallah…

Bu sefer oyumuzu St Joseph Lisesinde kullandık. Geçen sefer de Kadıköy Anadolu Lisesinde kullanmıştık. İki okulda görücüye çıktı… Biz beğendik… Denize de sorduk:
-Denizcim büyünce bu okul senin okulun olsun mu?…
Vallahi olsun inşallah…

Normal özge’yi bize gelmeye ikna edebilmek için ona sarımsaklı yoğurtlu makarna ve Deniz uyuduktan sonra film izlemeyi teklif ettim. Sarımsaklı Yoğurtlu makarna tamam; film de tamam… ama bizimle değil Denizle… Fiİlmin adı::”Amelie”.
Bugünlerde amelie izleniyor, amelie anlatılıyor, ben amelie’yim diye dolaşılıyor.

D:Anneee bugün ne?
B:Cumartesi tatlım ![]()
D:Annee bugün okula gidicek miyiiiim?
B:Hayır canım…
D:Bugün hava güneşli, parka gidelim.
Uzuuun bir aradan sonra kaçırmadık bugünü… giyindiğimiz gibi soluğu parkta aldık. Ben de özlemişim kızımı parka götürmeyi. Doya doya oynadı parkta {yorgunluktan, uykudan, ve açlıktan zıbıtana kadar}… Hiç karışmadım. Sanki parkta oynamayı özleyen benmişim gibi… İzledim onun mutluluğunu, ordan oraya koşuşunu, hiç karışmadım bulduğu oyuncaklarla oynadığında, hatta diğer çocukların ellerinden aldığında… Bir şekilde hallettiler, hiç problem olmadı.
En son parkı bıraktığımızda bu kadar eğlenmiyordu parkta. Kumlarla oynadı uzun uzun, kovamız küreğimiz yoktu, bulduklarıyla yetindi, elimizdeki pet şişeyle oynadı, çok hoşuna gitti içini doldurmak {geçen seneden farklı şekilde oynadı, oynamayı öğrenmiş}… Çok güzel bir cumartesi oldu, sevdik bu güneşli cumartesiyi, kaçırmadığımız için mutlu olduk…

Denizkızım büyüyor, kızgınlıkları azalıyor, hayırları azalıyor; “oluy” diyor {olur}…
Onunla telefonda konuşmaya can atan dedeler, ananeler, dayılar, amcalar bugüne kadar sürekli duvara çarptılar; “hayıy! konuşmak istemiyoyum”…
Bugün kuzucuğumun anlatası gelmiş olmalı… Bir bir anane, babaanne, dede arandı. uzuuuun uzuuuun anlatıldı. Bugün yuvada yapılan doğumgünü kutlamasında kendi verdiği hediyeden başladı, ameleinin çatıda anteni çekme sahnesiyle devam etti…
Kızım bugün herkesi çok mutlu etti, çok şekerdi.

Normal Özge {Özgeler ikiye ayrılır: Didem’in annesi ve normal }, dün bizdeydi. Can arkadaşımla can kızım birbirlerini çok özlemişler. Ne mi yaptılar? Oturdular film izlediler… Filmin adı “AMELİE”::
Bir süredir denizin bazı cdlerini bulamıyordum. Bu sefer cdsini bulmam için başıma fazlaca ekşiyince; özgenin varlığından yararlanıp koyuldum aramaya, orayı burayı deşmeye… yok… Bir de ortalıkta durup her seferinde tepemin taslarını attırsalarda elime almadığım bir takım cdler vardı, üzerine tembellikten bir hiç yazılmamış bu cdleri tek tek playera koyup içlerinde ne olduğuna bakmaya başlamıştım ki aradığım “karamela sepeti” adlı çocuk şarkıları cdsini buldum… bir cd daha buldum: kötü kopyalanmış bir “Amelie” cdsi. Sevgiliyle bayılırız Amelieye. defalarca izlemişizdir. Minik Amelie ye de hayranızdır. Denizöncesi izlediğimiz her seferde minik Amelie ye bakıp ondan bir tane de bizim olmasını bir yerlere duyurmaya çalışırcasına istemişizdir… Dün normal özge ile amelie– pardon Deniz, filmi izlerlerken farkettik ki; olmuş… evet evet olmuş… bizim bir Amelie miz olmuş…

Çok seviyorum çocukların bilmediklerini bildikleriyle anlatmalarına… Çünkü çok eğlenceli ve komik oluyor bizim için halbuki onlar ne kadar ciddi… en komiği de bu zaten, ciddi olmaları. bu da benim miniğimin anlatımı; çay koltuğu {çay tabağı}.

Denizkuzum benim;
Varlığın hayatımı öyle bir değiştirdi ki. Ben seninle adeta büyüdüm. Bu büyük halimden çok memnunum. Sana sahip olmak bana kendimi çok iyi hissetiriyor. Seninle yaşarken çok şey öğrendim, en çok da sahip olduklarım için şükretmeyi öğrendim… Seni herşeyden çok seviyorum.
{seni seviyorum}
…
{seni seviyorum}
Başak.
Bu sabah bir sesle uyandım… yatağımdan kalkmadım… daha doğrusu şaşkınlıktan yatakaldım sadece dinledim… ses mutlu bir ses… şarkı söylüyor… konuşuyor, anlatıyor… belli ki kucağında peluşlardan biri var. …
Dayanamayıp dakikalar sonra kalkıp ne yapıyor diye bakıyorum??
Benim kızım uyanmış, annesine çemkirmemiş, yatağından kalkmış, çişini yapmak üzere küçük tuvaletine girmiş klozetinden sarkan minik çıplak ayakları gözüküyor, vakit geçiriyor orada, keyif yapıyor… ah ne keyifli bir durum anlatamam. Ben de yatağıma dönüyorum, gerinmek üzere…


…oluy annecim… seni üzmüyoyum diy mi?…
Allahım, Allahım bugünleri de görecekmiydim?… Bu aralar Denizkızım biraz isrardan sonra yukarıda yazdığım ulu cümleyi söyleyebiliyor. İlk duyduğumda tahmin edileceği gibi kulaklarıma inanamadım, hatta sonsuza dek sürecek sandığım israra karşı tüm benliğimle hazırdım, cevabım hayırdı:
Denizkızım: Annecim bebek çikolatası yiyebiliymiyim?
Denizanası: Yemekten sonra yiyebilirsin tatlım.
Denizkızım: Yaaa ama son kez son kez son keeeeez….
Denizanası: Tatlım yemeğini yedikt.
.Denizkızım: ..oluy annecim…
Denizanası: Hayır denizcim yiyem… ha? hı? ıııım….
Denizkızım: …oluy annecim… seni üzmüyoyum diy mi?…
Denizanası: aaa… evet tatlım?!?!?

jöle yaptık…
Daha doğrusu Deniz yaptı. Uzun süredir dolapta paketi görüp yapmak istiyordu. Bir türlü fırsat bulup yaptıramıyordum.
Bugün karar verdim;
onu mutlu etmeyi, birlikte aktivite yapmayı çok istedim…
Hazırlıkları yaptım, okul dönüşü koydum önüne…
Çok mutlu oldu, gitti geldi dolabı açtı donmuş mu diye baktı… Yemek için heyecanlandı. Ama bekledi…
Ben de onun bu halini görüp iyi ki yaptık, daha sık yapmalıyız böyle aktiviteleri diye düşündüm… Keşke daha çok yapabilsem, daha çok mutlu edebilsem onu.

D: Anneee! Elleyim patlamış…
B: !??! Efendim canım
D: Elleyim patlamış diyoyum. Kyem süyüyoyum..
B: hımm. Ellerin çatlamışşş… Sür şekerim sür.
Denizin en favori çizgi kahramanları. Tv de başka çizgi film izlemiyor. Disney channel daki mickey saatlerini kolluyoruz.


En sevdiği hikaye de heidi… ama hikayedeki favori kahramanı heidi değil, clara. Eve her gelene, yolda onunla her ilgilenene clarayı anlatıyor. Clara küçük ayşegülün yerini aldı. Ayşegülle de daha minikken zeynep ananesinin “ayşegül bisiklet kazası” kitabını okumasıyla tanışmıştı ve kitap başucu kitabımız olmuştu. Hala evde iki tane vardır bu kitaptan. Korkumuzdan iki tane saklıyorduk, olur da birinin başına birşey gelirse diye… İki karakterin ortak özelliği kaza geçirmiş/hasta ve tekerlekli sandalyede olmaları…
“Kırmızı başlıklı kız” filmini ailecek izliyoruz.
Şöyle söyliyeyim:
Ailecek film izliyoruz. İzleyebiliyoruz. Tabii onun istediği filmleri.

Bu kitabı Deniz çok küçükken almıştım. Hikaye ilginç ve güzel… Çizimleri alışılageldik değil, biraz çirkin, biraz kasvetli ve bana göre başarılı grafiklerdi. Başkalarına göre de başarılıymış ki ödül almış. Denizin eline bu kitabı gönül rahatlığıyla veriyordum. Minik bir çocuğun nasıl olsa şartlandığı bir güzellik çirkinlik kavramı yoktur diye… Yanılmışım… İlk günden beri resimlerini sevmedi. Ben de geçecek nasıl olsa diye kitabı bir süre kendi rızamla getirmiyordum karşısına. Bir şekilde uzun aralardan sonra eline alıyordu kitabı. Her seferinde de kitap, hikaye bitmeden yarım kalıyordu. Korkuyordu resimlerden. Küçükken bu kadar iyi ifade edemiyordu, sadece huzursuzlandırıyordu onu. Ama son noktayı koydu bugün. Uzun süredir kitaplarının arasında duruyordu. Kendisi istedi… Ama olmadı beceremedi yine… Resimler hakkında pek de haksız olmadığı sorular ve benzetmeler yaptı.. doğruydu… haklıydı…Onun gözleriyle baktım resimlere… Çok haklıydı… Resimlerin herbiri değişikti ama kimileri için çirkin, ruh bunaltıcı olabilirdi. Ona göre değildi… Farklı olması değildi sorun çirkin olmasıydı. “Shrek” de farklıydı ama onu çok seviyordu… Çünkü sevimliydi.
Son noktayı koydu işte… ”Kaldır bu kitabı sevmiyorum”… dedi. hem de “en yukarılara kaldır” dedi… Kitap yine kütühanede duruyor. Ama denizkitapları arasında değil. Çok çok uzaklarda, çok çok yukarılarda. Biraz daha büyüdüğünde indirilmek üzere…


Büyüdüğünde bu hoşuna gitmeyecek ama evet doğru… Gün itibariyle “evde” tabağını bitrebilme konsantrasyonunu ilk defa göstermiş durumdasın. Bu da bir “seni sana şikayet” yazısı. Ama söylemeden geçmeyeceğim seni deliler gibi de seviyorum.
PS: Tabakta sosisli makarna vardı.

Son Yorumlar