Bu kareden sonra ben, denizbabasından denizkızıma bir mektup bekliyorum…
Arşivler
- Temmuz 2010 (3)
- Haziran 2010 (12)
- Mayıs 2010 (1)
- Nisan 2010 (1)
- Mart 2010 (1)
- Şubat 2010 (1)
- Aralık 2009 (2)
- Kasım 2009 (1)
- Ekim 2009 (2)
- Temmuz 2009 (1)
- Haziran 2009 (8)
- Nisan 2009 (7)
- Mart 2009 (17)
- Şubat 2009 (5)
- Ocak 2009 (17)
- Aralık 2008 (19)
- Kasım 2008 (17)
- Ekim 2008 (9)
- Eylül 2008 (11)
- Ağustos 2008 (14)
- Temmuz 2008 (6)
- Haziran 2008 (8)
- Mayıs 2008 (11)
- Nisan 2008 (15)
- Mart 2008 (15)
- Şubat 2008 (16)
- Ocak 2008 (9)
- Aralık 2007 (14)
- Kasım 2007 (15)
- Ekim 2007 (20)
- Eylül 2007 (16)
- Ağustos 2007 (24)
- Temmuz 2007 (16)
- Haziran 2007 (24)
- Mayıs 2007 (7)
- Nisan 2007 (1)
- Mart 2007 (1)
- Ocak 2007 (1)
- Kasım 2006 (1)
- Nisan 2006 (1)

bu yaptığın düpedüz emrivaki ve emrivakiden hiç hoşlanmam. Ne bekliyorsun, babası duygusal bir yazı yazıcak. Tabi tabi. Daha iki saat önce kendisi için taa Ankarada gelen Erkan dedesini öpücüklerle uğurlayacağına neredeyse kapıdan kovaladı. Üç yaş bitti sendromlar bitmedi. Sürekli bir terör ortamı. Hiç bir istediğimiz yapılmıyor. Hatta ne dersek tam tersi. Zerre kadar acıması yok. Ne yapsam da annemi babamı çileden çıkartsam diye uğraşıyor.Sabah yine salonda uyandım. Hanfendi gece korkmuş ve emir buyuruyor “öbür yatak”. Sizin yatak de bari. Neyse taşıdım getirdim. Git tavşanı getir sonra blabla getir sonra süt getir, hadi ılık olmamış, çikolatsı az birdaha… anne bu eziyeti her gece çekiyor. hasta olduğu için bu gece ben baktım. Neyse sonunda bende yatak kenarına kıvrılıverdim. Gerisi ayrı ızdırap. Yok değmişim yok sıkışmış yok daralmış. Netice doğruu salona. Neymiş duygusal yazı yazıcakmışım. Al sana duygusal yazı. Zaten resmi de sevmedim. Kilomu almışım ne?