Yağmurlu bir günde denizkızım ve denizbabası okula gider. Yağmurdan ıslanmamak için buldukları çözüm harika.
Monthly Archive for Ocak, 2009

Her gece yatma faslımız var, şöyle ya da türevi şekilde devam eder:
“”annecim süt
“”peki canım
{mutfağa gidilir, süt ısıtılır, ısısı ayarlanır, odaya dönülür}
“”sıcaaak! ya da soğuuuk!
{pıt pıt mutfağa gidilir, istediği yapılmaya çalışılır, pıt pıt pıt dönülür}
“”çikolatalııı! ya da çikolatasıııız!
{pat pat pat mutfağa gidilir, istediği yapılmaya çalışılır, pat pat pat dönülür}
“”ama çikolatasını karıştırmışsıııın!
{güm güm güm mutfağa gidilir, istediği yapılmaya çalışılır, sevgiliyle gözgöze gelinir, sakin ol dopingi alınır, hüüüüp koca bir nefes, pat pat pat dönülür}
“”al bakalım
“”annecim seni çok seviyoruuuum!
“”ah canııım ben de seni {yelkenler fora}
“” …bitti. anne bi daha
{pat pat pat mutfağa gidilir, istediği yapılmaya çalışılır, pat pat pat dönülür}
“”al bakalım
“”… bitti…anne karnım ağrıyor kakam gelmiş olabilir. annecim seni çok seviyoruuuum!
{pat pat pat tuvalete gidilir, istediği yaptırılmaya çalışılır, yapılamaz çünkü kaka yoktur, yatağa dönülür, sinirlerin yıpranma katsayısı çok zorlanmıştır}
“”anne sıkıldım…
“”hıyyaaaayt! ……………… {annenin kafasında ninjalar uçuşur}
Bugün öğretmeniyle konuşmaya gittik. Çaresizlikten… Öyle bir parmağında oynatıyor ki, sahip olduğumuz zeka bunu anlamamıza yettiği için oynatılmak fikri insanı bir süre sonra oldukça rahatsız etmeye başlıyor… Neyse biz olanları akılda tutulabilenler nispetinde anlattık. Jülide hanım çok sakin bir şekilde bunların çok normal olduğunu, çocuğun da çok normal olduğunu, okulda böyle olmadığını, yani sorunun bizden kaynaklandığını anlattı. Tabi daha detaylı ve anlayabileceğimiz şekilde. Ha bu arada bizim miniko biraz baskın bir karakter olduğu için başetmenin ancak bizim daha güçlü davranarak mümkün olabileceğini de anlattı. Sonuç olarak artık gece yatma faslı şöyle oluyor:
“”annecim süt
“”peki canım
{mutfağa gidilir, süt ısıtılır, ısısı ayarlanır, odaya dönülür}
“”sıcaaak! ya da soğuuuk!
“”denizcim sütü senin içebileceğin gibi hazırladım, istemiyorsan içmeyebilirsin.
“”büüüü… lık lık lık… annecim seni çok seviyorum. bana kızdın mı?
“”canım aşkım ben de seni çok seviyorum, kızmadım neden kızayım {içses: oh be dünya varmış, yola gel şöyle}
.
.
.
.
Vallahi Jülide hanımla konuşmak çok iyi geldi. Bizi kendimize getirdi. Artık kesin olarak olabilecekler ve olamayacaklar var. Olabilecekler de sadece iki seçenek…
Bugün yatmadan önce tam tamına bir buçuk bardak sütü biberonsuz içmemizin ilk günüdür… Belki de biberonu kendiliğinden bırakacak ve sütü içmeye devam edecek. Kimbilir…

Benim cin kuzum, denizkızım yüzüme kapıyı kapatır ve kapatırken de, “ben kapıyı kapatıyorum sen açma” der… Ben de cinim tabii ki, kapıyı açmadan önce fotoğraf makinesini alırım… karşılaşacağım manzarayı çekmek için.
İşte deniz kapı arkasında ne yapıyor?…
Yakalandığında da şöyle der: kapıyı neden açtın, sen benim yaptığımı görme…
Bu tatlılığın ardından tüm işimi bırakıp, birlikte ellerini boyayıp, el baskısı yapmayıp ta ne yapayım?…

Hatırlıyorum çocukken elektrik süpürgesi çalıştığında nasıl huzursuz olduğumuve anneme kızdığımı… O yüzden hak vermiyor değilim evin, ben hariç diğer ahalisinin berbat sesli aleti çalıştırdığımda takındığı ruh halini. Ama başka birine daha hak veriyorum şimdi… Anneciğime…
Denizkuzum kendisini ve oyuncaklarını içine çekmesin diye sepetin içinde berbat sesli aletin susmasını bekliyor… Herkes haklı…

Bu bir haftayı yüksek ateşli, hasta geçirdik, evde geçirdik, dinlendik, bol bol sıkıldık…
hafta sonunda da soluğu atlı karınca da aldık.

Bu Mon-Ami pastel boyalar benim çocukluğumdan kalma. Arada açar açar koklarım. Kullanmaya kıyamamışım.
Ama denizkızımdan daha fazla uzak tutamadım. Israrcı kişilik beni alt etti ve boyalarım minik kızımın parmaklarında.
Çok yakıştılar ama…

Deniz dvd oynatıcıyı çözmüş. Kendi kendisine bir o elmo, bir bu elmo, bir o shrek, bir bu shrek koyup izliyor…


Denizkızım biraz nanemolla. akşamüstü uyuyakaldı. uyudu uyudu uyudu… çok uzun uyudu.
İyi ama geç kalıyoruz, çıkmamız lazım. Ne yapalım uyandıralım…
Ama uyanmıyor… Ne yapalım, o zaman tadını çıkaralım. Çünkü ayıkken çıkaramıyoruz. Öpelim, koklayalım. Tadına varalım…



Bunlar da denizteyzeleri. Benim kızımın güzeller güzeli teyzeleri… Birlikte düğünlere, derneklere, eğlencelere katılmaya başladılar bile. Biraz daha büyüyünce arge kahvaltılarına da gelecek. Cumartesi gecesi eğlencelerine de, doğumgünü partilerine de… Kaçamayacaksınız kızlar. Deniz bu… eğlenmeye bayılır…
Deniz bu aralar ::dün:: ne demek diye soruyor. Bu güne kadar dün onun için geçmiş zaman demekti. Dünün sınırı yoktu. Şimdi ona türlü şekillerde dünü anlatmaya çalışıyorum. Dün şunları şunları yaptık, bugün bunları yaptık… Zamanla ilgili başka başka şeyler anlatamıyorum…
Mesela ne kadar çabuk geçtiğini. Hele de büyüdükçe daha çabuk geçeceğini…
Denizbabasıyla daha dün evlendiğimizi, denizkızımın dün doğduğunu, ilk gülücüğünü daha dün attığını, ilk kelimesini dün söylediğini, dün yürümeye başladığını…
Pekiii, dün ne demek?? Deniz’in dünü mü ::dün::, yoksa..?









Son Yorumlar