Bu hafta sonu yine dede ve babaannede kaldı. Ben de duruma alıştım. Hatta olayın iyi tarafından baktığımda… olayın kötü tarafı yok ki!…
Bugün ilk defa şantiyeye hep birlikte gittik. Graffiti yapımını izledik. Writer Weak’in boyalarını kurcaladık, nasıl yapıldığını gördük.
Artık babanın evde değil de işte yani şantiyede olduğu günlerde, onun nerede ve nasıl bir yerde olduğunu bileceksin.


Cumartesi günü alerji testi yaptırdık. Biraz zorlandık. Nasıl yapıldığını bilmediğim için aşı yapılırken ve dahası kan alınırken gıkı çıkmayan kızımın bunun üstesinden gelebileceğini düşünmüştüm ama biraz fazla şey beklemişim. Dökülen 24 adet solüsyon damlası deri üzerinde tek tek delinince yaygara koptu. Neyse bitti ve en güzeli sonuçlar negatif çıktı
Şimdi sırada grip aşısının ikincisi var.
Tülay Hanım. Doğum doktorumuz. Denizkızımın bir zamanlar sürekli bana doğumumu anlat diyerek anlattırdığı doğum olayının baş kahramanlarından. Merak edilen doktorumuz. Hastanemizde karşılaştık.

kan tahlillerimizde çıkan bir yüksek değer neticesinde alerji doktoru ziyareti yaptık. zorlu geçen alerji testi sonucumuz negatifti.
yani hiçbirşeye alerjimiz yok. Bu geçici bir durum 7 yaşında geçecek.
“Tırtıl oyun evi” yazmış bugün, bakın:
Okulda öğretmeninin çok hoşuna gitmiş. Bana sorsanız ben yine bayıldımmm

her bir tanesini bitirdikten sonra denizkızımın yüzünde gördüğüm o hayranlık dolu mutlu gözleri görmek için sürekli yapıcam bu amigurumileri. Onları çok seviyoruz… Hoşgeldin köpek. Adı Paşa…


Bugün okulda fotoğraf çekimi varmış. Şık giydirin dediler. Giydirdik… Okuldan önce biz çekelim dedik. Her zaman şık giydiremiyoruz. Çeke çeke de bu kadarını çekebildik.
Bu aralar bilgisayarda oyun oynamaya takılmış durumdayız. Biraz azaltmakta fayda görüyorum. Hayır bir de tek başına oynayamadığı için birinin yardımcı olması gerekiyor… O da çoğunlukla kim bilin bakalım?


Bu denizkızımın 2-3 yaş sendromu krizine sadece bir örnektir. Sebep mi?… Büyücü oz oyunundaki kötü kalpli cadı neden kendisini öpmemiş… Yorumsuzum… Hayır yaş itibariyle atlatmamız gerekiyordu…

Bu görüntü çok rastladığım bir görüntü değil. O yüzden belgeliyorum. Çok mutlu gözüküyor. Ben bayıldım bu görüntüye. Aslında bu eve taşınma olayı yüzünden onunla yeterince ilgilenemediğim için Denizkızım kendi kendine vakit geçirmeyi kabullenmek zorunda kaldı.
Dün yine yeni keşfettiğim ve keşfettiğim için kendimle gurur duyduğum Meraklı Minik dergisinin yeni sayısını aldım. Her sayısında içinden farklı konularda hafıza kartları çıkıyor. Bu seferkiler mesleklerle ilgili. Geçen sayı oldukça zordu. hayvanlar… Mavi ayaklı sümsük kuşu, gagalımemeli, pabuçgaga, tembel hayvan… Tübitak bazen sınırları zorluyor ama olsun muhteşem bir dergi. Bir kere Okul öncesi çocuklar için çıkarılan bir dergi. Harika!
İki gündür okul dönüşü oynuyoruz.


Bu gün itibariyle çorabını kendi kendine giyebileceğinin kanıtıdır…

Ben sürekli evi yerleştirmeye çalışıyorum. Can kızım seni de alışkın olduğun ilgiden biraz mahrum bırakıyorum galiba. Bu benim için de çok zor oluyor inan. Bir de sen bana kızıp nasıl yapabilirim, ne yapabilirim de ilgiyi üzerime çekerim diye türlü aktivitelerde bulununca işim daha da zorlaşıyor. Resimdeki poz, kağıt harici bir yeri boyadığın için “bak ne yapıyorum, hadi kız bana, yeter ki ilgilen..” diyen bakışların. Ben nasıl kızarım sana. Hemen bırakırım işimi. Seni bu aralar ihmal ettiğim için özür dilerim aşkım.
Yine babaannen ve deden geldi. Yine gel dediler sana… Yine yatağını toplattın… ve yine gittin…


Denizkızım hafta sonu ilk defa tiyatroyu öğrendi. Oyunun adı “Büyücü Oz”. Müzikli bir çocuk oyunuydu. Tarihi süreyya operasında oynandı.
Denizminnoşum tiyatroyu çok sevdi. Hiç sıkılmadan izledi. Kötü cadıya bayıldı. Kendisini niye öpmediğini anlatmamız ve ikna etmemiz çok zor oldu. Oyuna tekrar gideceğimizi ve bu sefer onu öpeceğini söyleyerek durumu kurtardık.
Bizim için de Denizkızımla birlikte yaşadığımız çok hoş bir tecrübeydi. Ona güzel şeyler sunmak ve üstüne onu bununla mutlu etmek dünyanın en güzel hislerinden biri.
Benim geveze kızım şimdi heryerde herkese oyunu anlatıyor. Kötü cadının dorothy’nin köpeği totoyu yere atmasından çok etkilenmiş. Heyecanla anlatıyor bu sahneyi ve üstüne de ekliyor kötü cadı aslında kötü değil sadece rol yapıyor…

Denizkızıma yemek yedirmek için düştüğümüz haller. Niye ağlıyoruz??? Aslında biz ağlamıyoruz. Denizimin tabağında kalan son lokmalar ağlıyor…
Denizkızım bu numarayı hep yiyor. Ağlamasın, arkadaşlarının yanına gitsin diye hemen yiyor onları… Bu numara uzuuuun bir süredir söküyor. Ne zamana kadar söker bilmiyorum. Ama kendileri cansız şeyleri (oyuncak, çorap, yemek, ilaç…) konuşturup türlü şaklanbanlıklar yapmamdan çok hoşlanıyor. Ona yapmak istemediği şeyleri yaptırma yollarımdan biridir bu ve oldukça kurtarmıştır durumu.
Bugün denizbabası uyuttu miniğimi. Oldukça uzun süren oyun ve kahkaha dakikalarından sonra, önce babanın sesi kesildi… Sanırım yorgunluktan bayıldı. Sonra da Denizkızımın sesi kesildi… Sanırım babadan ümidi kesip uyumaya karar verdi. Sesler kesildikten sonra gittiğimde karşılaştığım manzara buydu ve mükemmeldi!…


Yasemin’in bebeğinin olması fikrine alışman çok zor oldu ama Levin bebeği sevdiğini çok iyi biliyorum. Kimse görmeden onu elinle okşadığını gördüğümde inanılmaz mutlu oldum.
Son Yorumlar