Bu sene 3. yaşgünün için yaptığımız geleneksel büyük ev partimizi yapamadık. Çünkü evin ortasındaki son 10 küsür koliyi henüz açmış ve tıkıştırmış durumdayım. Ama olsun oldukça güzel bir aile içi yaşgünü partisi yaptık. Tüm dedeler, anneanneler, babaanne, teyzeler, amca… Çok şanslı bir çocuksun meleğim. İnanılmaz seviliyorsun ve hepsinin gözbebeğisin. Bunda ilk ve tek torun olmanın payı var elbet ama asıl o kadar canayakın ve şekersin ki herkesin gönlünü çok kolay çelebiliyorsun. Duygularını anında çekinmeden dile getirip çok kolay seni çok seviyorum diyebildiğin gibi çok kolay seni sevmiyorum da diyebiliyorsun. Neyseki bu seni sevmiyorumlardan birtek ben nasibi mi almıyorum. bunu kaldıramazdım heralde.
Artık okullu olduğun için gelişimlerini adım adım dakika dakika izleyemiyorum. Bir gün gelip ingilizce renkleri söylediğinde ya da babanla sen anlama diye ingilizce konuştuğumuzda “baba ingilizce konuşmayın” dediğinde garip geliyor, alışmamışım benim haberim olmadan birşeyler öğrenmene. Sürpriz oluyor, güzel oluyor. Büyüdüğünü daha kolay hissediyorum. Aslında büyümen için hiç acelem yok, hep kucağımda ol, hep elimden tut, hep beni iste, hep ilk önce anne de istiyorum. Bunların bitmesinden korkuyorum. Ama şu teribıl tu da bitse hiç fena olmayacak hani…
Canım birtanem , bütün yıl dönümlerinde yanında olmak istiyorum. Bir tanemsin kızım benim. Seni çok seviyorum…

