
Bu sene 3. yaşgünün için yaptığımız geleneksel büyük ev partimizi yapamadık. Çünkü evin ortasındaki son 10 küsür koliyi henüz açmış ve tıkıştırmış durumdayım. Ama olsun oldukça güzel bir aile içi yaşgünü partisi yaptık. Tüm dedeler, anneanneler, babaanne, teyzeler, amca… Çok şanslı bir çocuksun meleğim. İnanılmaz seviliyorsun ve hepsinin gözbebeğisin. Bunda ilk ve tek torun olmanın payı var elbet ama asıl o kadar canayakın ve şekersin ki herkesin gönlünü çok kolay çelebiliyorsun. Duygularını anında çekinmeden dile getirip çok kolay seni çok seviyorum diyebildiğin gibi çok kolay seni sevmiyorum da diyebiliyorsun. Neyseki bu seni sevmiyorumlardan birtek ben nasibi mi almıyorum. bunu kaldıramazdım heralde.
Artık okullu olduğun için gelişimlerini adım adım dakika dakika izleyemiyorum. Bir gün gelip ingilizce renkleri söylediğinde ya da babanla sen anlama diye ingilizce konuştuğumuzda “baba ingilizce konuşmayın” dediğinde garip geliyor, alışmamışım benim haberim olmadan birşeyler öğrenmene. Sürpriz oluyor, güzel oluyor. Büyüdüğünü daha kolay hissediyorum. Aslında büyümen için hiç acelem yok, hep kucağımda ol, hep elimden tut, hep beni iste, hep ilk önce anne de istiyorum. Bunların bitmesinden korkuyorum. Ama şu teribıl tu da bitse hiç fena olmayacak hani…
Canım birtanem , bütün yıl dönümlerinde yanında olmak istiyorum. Bir tanemsin kızım benim. Seni çok seviyorum…
Kızıma amcası tarafından yazılan bu güzel doğumgünü mesajını facebooktan buraya taşıyorum. Kızım da büyüyünce görsün. Ne kadar şanslı olduğunu, ne kadar çok sevildiğini. Bundan sonraki mesajları bloga bekliyorum tabiiki. Boru değil! can hıraş blog yapıyoruz. Deniz ileride görsün diye
…
………………………………………………………………………………………………….
Burak Atalay at 11:17pm October 28
dün gibi hastaneye koştuğumuz doğum sevincin.gelişinle ne de anlatılamaz bir zenginlik kattın hepimizin dünyasına.o büyüleyici sıcakkanlılığın ve her anı keşifle dolu tavırlarınla hepimizin prensesi oluverdin.üçüncü yaşgününde yaşadığın bu masalsı güzelliklerin tüm ömrünce katlanarak devam etmesini diliyorum küçüğüm.hep böyle olur umarım şansın.seni sarıp sarmaladığımız kadar içten sevil ömrünce.kendin kadar güzel yarınların olsun meleğim.iyi ki bizimsin birtanem…
………………………………………………………………………………………………….

Hadi kırmızı balık oynayalım. Elif sen balıkçı hasan ol!
…!!!…
kirmizi balik denizdeee
kivrila kivrilaa yüzüüyor
balıkçı hasan geliyoor
oltasını atıyor
kırmızı balık dinleee
sakın yemi yemeee
balıkçı seni tutacak
oltasına atacak
kırmızı balık kaaç kaç
kırmızı balık kaaç kaç

Salonun ortasındaki koli dağından nasıl kurtulacağını düşünen çaresiz annesinden ümidi kesmiş denizkızım kendi kendisine oyun oynuyor. Bu taşınma işinin bir iyi tarafı da tekbaşına::birbaşına::kendibaşına oyun oynamayı öğrenmesi olacak sanırım…


Evde hiç bitmeyen bir montaj durumu var.
Bu aralar sürekli IKEA dayız. Öyle ki önceden ikeaya gittiğimi,z söylediğimizde çok sevinen Deniz artık gitmeyeliiiim diye mızırdıyor.

İlk önce yuvada bensiz kalabileceğini söyledin, ardından yuvada yatmak istediğini… Şimdi de son bomban biz olmadan babaannen ve dedenle gitmek istediğini söyleyip bana çantanı hazırlatarak, arkana bakmadan evet hiç bakmadan, bizi evde iki başımıza bırakarak gittin… Üzülsem mi sevinsem mi… Biraz karışık duygular içindeyim. beni bırakmış olmanı sanırım hazmedemiyorum ama sesimi çıkarmıyorum tabiiki.
Duydum anlamadım, efendim dedim yine anlamadım, aşkım bir daha söyler misin anlamadım dedim… Anne biyuu bu anne, biyuuu dedi…. ben yine anlamadım. sonra farkettim ki … yok canım dedim, öyle mi acaba?… evet öyle biyuuu blue demekti çünkü yellow da sarıydı, yed de kırmızı. kızım renklerin ingilizcesini öğrenmişti, öğreniyordu. Yani ne çabuk büyüdün de ingilizce öğreniyorsun sen yaa. Daha neler gelecek başımıza bakalım

yaa sen de ben seni bıraktığımda böyle yapıyorsun… Tabii ben sana yapamadığıma göre yazıyorum işte. büyüyünce okursun…. Niye gittin??… ühüüüüü…
Bugün babaanne ve dede geldi. alıp götürdü seni. sen gitmek istediğin için… hiçbirşey zorla olmadı… sen istedin… onları bu kadar çok sevmen çok hoşuma gidiyor. hatta onlarda kalman da hoşuma gidiyor… ımmmm belki de gitmiyor… en azından gitmesi gerekiyor. çünkü bu iyi birşey. Söyleyemiyorum ama yazıyorum bu beni hüzünlediriyor. Şimdi seni, yuvaya ilk bırakışlarımda ağlamamak için yüzüme bakamayan ama dudakları büzülen seni çok iyi anlıyorum. Hissettiğin duyguların aynılarını yaşıyorum. Çok zormuş… Aramızdaki fark ben anneyim sen bebek, ve ben sana sarılıp ağlayamam “bebeğiiiiim gitmeee diye”
Neyse oh yazdım işte… içime atmaktansa… Söylüyorum işte… niye gittin??? ühüüüü…
Son Yorumlar