Geçen sene “mama mama” diye çıldırdığı asmalar bu sene üzüm oldu. Bol bol yiyeceğiz, geçen senenin acısını çıkaracağız. Ha bu arada dün akşam İzmir’e geldik. Gerçi belli oluyor ama.
Ocak, 2008 için Arşiv
Canımm,
Tüm zorlanmalarıma rağmen seni öyle çok seviyorum ki, tarifi yok bu duygunun. Aslında sen büyüdükçe her geçen gün daha bir güzelleşiyor . Çok şaşırtıyor, çok güldürüyorsun bizi. Gün geçtikçe artan bu sevgiyi gün gelecek nerelere sığdıracağız bakalım…
Seninle bu aralar bolca yaşadığımız çekişmelerimizi sen kazanırsan gıcık oluyorum ama ben kazanırsam da mutlu olmuyorum, sen mutsuz oldun diye üzülüyorum. […]
Çok ihtiyacım var… Öyle bir seferlik değil, az az ama hergün. Bazen böyle iki işaret parmağımı birbirine değdirsem ve zaman dursa, biraz enerji toplasam diyorum. Ya da Denizkızımın Lambasını iki okşasam… içinden çıkan cinden azıcık mola istesem. Mola, mola, mola…
Anladım ki bu kış mevsimi annelere göre değilmiş. Evde kalmak ne onlara ne de bebelerine yarıyor. […]
İyileştik sayılır. Yani herkes iyileşti bir ben kaldım. Kulağım… Hala duymuyor ama iyi olacak biliyorum. Artık çok dikkat ediyorum kendime ve denizkızıma. Bol bol portakal, hergün kaşıkla pekmez (Sami babama duyurulur), terleyip soğumamaya dikkat, denizkızımın arabasını iterken hiçbiryere hiçbirşey yetiştirmediğimi tekrarlayıp daha yavaş kullanmak suretiyle yorulmama ve terlememe…
Bugün hava çok güzeldi. Biz de kendimizi dışarı […]
Bunalmama ve fırlatıp atmak istememe sebep olmasına rağmen, bayılıyorum biz elimize kalem kağıt aldığımızda ” dende… dende” naralarıyla elimizden kalem kağıdı çekişine ve tabiiki alışına… Yav bayılıyorum o minnacık elinle kocaman ve şişko kalemleri tutmana. İşte böyle tutuyorsun miniğim;
Bugün sabah denizkızım ve mukumla son günlerin ayrılmaz üçlüsü -malum kurtulamadığımız illet hastalık nedeniyle gönüllü süper acil bakıcımız yuku(denizce muku) uzun süredir bize bakıyor da- olarak oturuyoruz. Baktım kucağında bir bebek mırıldanarak birşeyler yediriyor ona, eviriyor çeviriyor muayene ediyor. Sonra muhabbet olsun diye Denizkızıma sordum… Kızım bebeğinin adı ne?.. Tuna… (!!hımm acaba bu Tuntuna mı?) Peki annesinin adı ne?.. […]
Bugün 2008 in 16. günü hala hastayım. Çok sıkıldım çooook. Evden dışarı çıkmayınca insan daha bir hasta oluyor. Gerçi, çıkınca da oluyor… Denizkızım neyseki atlattı mikropsal durumları ama o da evde kalmaktan ötürü ruhsal bir takım buhranlar geçirmekte. Yani bizdeki haberler çok sıkıcı bu aralar. Ben de bizden çok sıkıldım.
Aslında Denizkızım hızla büyüyor ve uzun bir […]
Türlü yemek yedirebilme aktivitelerinden bir tür…
Yayınlanma 13 Oca 2008 Kategori: denizkızı 0 YorumBiz bu hastalık illetinden kurtulucaz , kurtulucaz elbette de bir de tamamen altüst olan düzenimizi yakalamaya çalışıcaz. Uyku düzenimiz, yeme düzenimiz… denizkızım iyileşti ama iştah iyileşmedi. Bu da yemek yedirebilmek için yapılan türlü aktivitelerden bir tür. Akvaryuma taş atma vaadiyle ağza girip tekrar çıkmayan ve mideye giden lokmaların anısına bir fotoğraf karesi.
Blogu boşladın… hıhıh… Sebep sıkıld… hayır hayır! Ne sıkıldım, ne vazgeçtim! ne de işe başladım… Hala anneyim ama gündüz mesaim uzadı. gönüllü annelik yaptığım için maaş olmadığı gibi maaş artışı ya da mesai ücreti de yok üstelik… Bir zamanlar 20 00 de yatağında olan denizkızım uzun bir süredir oldukça geç saatlere kadar yatmamakta israr ediyor, ben de pes […]
2008 itibariyle Denizkızımın kendibaşına yiyebildiğinin resmidir… Tabii istediği zaman!
Son Yorumlar