“Her türlü yeni lezzete açığım… Diş yok miş yok demem yerim!” pozu.
Ben çok büyük yaşıma kadar elma şekerinin nasıl yeneceğini bilmiyordum. Sürekli yaladığım için sıkılıyordum ve bırakıyordum. Isırmak ve şekerle elmayı birlikte yemek aklıma gelmiyordu. Keşfettikten sonra çok güzel bişey olduğunu anladım. Daha önce niye kimse bana bunu yemesini göstermedi diye söylenirim hala. Ama Denizkızıma bakınca […]
Eylül, 2007 için Arşiv
Canımmm…
Bugün tam 23 aylıksın. Ne kadar çabuk büyüdün. Bir ay sonra iki, bir yıl sonra üç… göz açıp kapatıncaya kadar, büyük adımlarla koşarak geçiyor zaman. Sana gittikçe daha çok alışıyorum, daha çok aşık oluyorum, daha bir hayatımın içine giriyorsun. Nereye kadar gidecek biliyorum… Gittiği yere kadar. Hep büyüyecek bu aşk.
Bu hiç ayrılmaz halimize o kadar çok alıştım […]
Denizkızımın biricik atının adı “ilayda”. Veliefendi hipodromunda görüdüğümüz ponylerden birinin adıydı. çok seviyor bu dedesinin aldığı atı. Ben de çok seviyorum onu çünkü Denizkızımı oyalamak için oldukça işe yarıyor. Kurt gibi acıkmış denizkızıma kahvaltısını hazırlayabilmek “mamaaa, mamaaa…” bağırışları altında oldukça zor oluyor ama ilayda’ya söylenmesi gereken bir günaydın işi çözebiliyor. Bir tur evde ilaydayla gezilirken denizanası da kahvaltıyı hazırlıyor…
Aşkım büyüdü. Gerçekten hissediyorum, her geçen gün daha da zevkli oluyor onunla ve daha da olacak. Anne kız yapacaklarımız var. Yapmaya başladık bile…
İşte bir fiskos masası muhabbeti…
Denizkızım fotoğraf karesinden bir anda çıkıverebilme konusunda oldukça başarılıdır. Vizörde bizzat görerek çektiğim beş fotoğraf karesinden biri Denizsiz olur… du. Ama artık “Deniz bak kuş uçtu, böcek kaçtı” yok. Kendileri poz ver deyince poz veriyor. Yani duruyor. Ben de rahat rahat iki büklüm olmadan çekebiliyorum resmini.
Mini minnacık klozetten küçük denzikızım tuvalete oturuyor ama yapmıyor…
Denizkızım birkaç zamandır kendi başına vakit geçirmeye başladı. Ama kısa süreli… Aklı hala dışarıda, sürekli dışarıya çıkmak, parka gitmek istiyor. Olsun… Yapılması gereken işlerle az da olsa yalnız kalabiliyorum.
Ama bir çorba yapacak zaman kadar değil! Hala birlikte yapıyoruz…
~~~~~~~~~~
Seni çok seviyorum minik sıkılgan meleğim!…
Şimdi bu yazıyı ilk scrapbook denemesi olması açısından bugüne, yapılma amacı açısından da o güne (30 Ağustos) koyuyorum. Mukuuuum doğumgünün tekrar kutlu olsun.
*Bu bendeniz Denizanasının ilk scrapbook denemesi. Sık takip ettiğim “Nilüfer’in Şekerleri” ninkiler hoşuma gitmişti, denemek istiyordum. Denedim işte. Bir daha yapar mıyım?.. Bilmiyorum… Göreceğiz.
Yazın sonuna geldik. 2007′nin son havuzu… Seneye görüşürüz…
Denizkızımın 5 dk boyunca kıpırdamadan durabileceği tek anı bulduk! İşte bu…. Sırtının kaşınmasına bayılıyor minik keyifçi. Acaba bunu ödül olarak da kullanabilirmiyim diye düşünüyorum.
Aşkımm bak yemeğini yersen sırtını kaşırım!

Son Yorumlar