Ağustos, 2007 için Arşiv
Vucu= Muku
*Bu bendeniz Denizanasının ilk scrapbook denemesi. Sık takip ettiğim “Nilüfer’in Şekerleri” ninkiler hoşuma gitmişti, denemek istiyordum. Denedim işte. Bir daha yapar mıyım?.. Bilmiyorum… Göreceğiz.
Denizbabasının “oğlum yok ki onunla futbol oynayıp maçlara gideyim!” paniği hiiiiiç yok ama benim başka türlü paniklemelerim var işin açıkçası. Ya benim bir tanecik nur tanecik kızım benimle alışverişe gelmek yerine babasıyla eses(eskişehir spor) maçlarına gitmeyi tercih ederse… Daha 13 aylıkken eseses kikiki eskieskies çekmeyi öğrendiği düşünülürse korkum boşuna değil…
Futbolu sevmiyorum… Gün geçtikçe daha da çok sevmiyorum…
Bazı fotoğrafları denizkızımın hallerini belgelemek için çekiyoruz. Bu da onlardan biri. Can kızım, canım kızım, denizkızım! Sen burada tamı tamına, eksiği yok fazlası hiç yok 22 aylıksın.
Takıldık mı takılıyoruz. Artık her sabah baby baby baby….. diye değil ama… Boyaa, boyaa, boyaboyaaaaa, boyaboyaaaa……….. diye uyanıyoruz. Tabii bu ısrar boyalar huzurlarına çıkana kadar devam ediyor… Bazen erken mi boyalarla tanıştırdım diye düşünüyorum çünkü kendisini boyamanın dışında benim bir anlık yanından ayrılmam sonrasında akla gelebilcek, çizilesi çizilmeyesi heryeri boyuyor minik picassom! Beni görünce de […]
Denizkızımın öğlen uykusunu uyumamak için beni tırlatma sınırına getirmesi sonrasında, ulaştığım zor! zaferle kafayı dağıtma yöntemim… Eğlendim işte!..
Fotomontajlar kadar samimisini yakalayamasamda, yanyana yakalayabildiğim fotoları koydum. Yaşları itibari ile bu minikler birbirleriyle henüz arkadaşlık edemiyorlar da… Ama çok komikler, çok şekerler… Birbirlerine de çok benziyorlar. Bayılıyorum onlara…
İşte en samimi pozlar…
Mey ve Üzümgöz Amerikadan tatil için geldiler. Bunlar Meyciğimizin doğumgününde ona internetten gönderebildiğimiz minik hediye fotomontajlarımızdı… Asıl resimler az sonra…
Arkadaşlarım bana denizkızımla ofise biraz daha çok gidip, işlerin ucundan tutmamı söylerler bazen . Ben de “nasıl?” derim? Çünkü Denizkızımın ofisteki hali budur.
Bugün Denizkızımın atlarla tanıştığı gün. Hipodrama gittik… Padokta yarış atlarını ve jokeylerini gördük, yarış seyrettik, aprantilerin çalıştığı atları sevdik, ponilere binemedik (gecikmişiz) ama mama yedirdik. Çok güzel bir gündü… Arabada *kusmasıyla çok da iyi başlamayan günümüz Denizkızımın öğle yemeğini yemesi üstüne bir de öğlen uykusunu uyuması sayesinde de başarılı bir gündü … Böylece ben de pizzamı rahat rahat […]

Son Yorumlar