Bugün Denizkızım benden önce uyanınca haliyle çayımı köşe bucak kaçırarak içmek suretiyle kahvaltı yapmak istemedim. Onun kahvaltısını yaptırıp Kafe Kemal’e gittik. Kahvaltımızı orada yaptık. Burayı boşken çok seviyorum, huzurlu oluyor. Tabi bunun için haftaiçi ve sabah erkenden gitmek gerekiyor. Hamileliğinin ilk üç ayında, hormonal dengesinin gereğinden fazla altüst olmasıyla başedemeyip, bunalıma giren benle başetmeyi oldukça iyi başaran Denizbabası, bana iyi gelecek olanı bilip her Allah’ın günü sabah erkenden beni kahvaltı için buraya getirdi. O yeşilliğin içinden denize karşı güne başlamak bana iyi geliyordu. Özel işte benim için… Sırf bunun için mi? Evet bunun için valla. Çayının yan çay bahçesinden çok daha taze olması ise sadece tercih sebebi. Modalılar burayı tercih ediyor… Yok yok itiraf ediyorum…Çayı Kemalde içmek bir başka!
Kafe kemale gidilir de yol üstündeki parka uğramadan olur mu?.. Olmaz.. Sabahın köründe inlerle ve cinlerle top oynadık!…




————————————————————————————————————————-
Bugün öğleden sonra deniz anasının canı parka gitmek istemeyince, deniz kızını eğlendirmek -işin özü susturabilmek- için ne yapmalı diye düşündü… düşündü… düşündü…
Ve buldu…
Vuuu (Su)… Deniz kızı ve su…
Ama nasıl? Hergün banyo, hergün banyo, banyo demeyi bile öğrendik ama kesmez deniz kızımı…
Havuza da gidemeyeceğimize göre… eeee havuz bize gelsin!
Nasıl?…
Böyle…



—————————————————————————————————————————
Denizkızım, delikızım bugün tam tamına 19 aylık. Birtanem son bir haftadır parkta kum oyuncaklarının farkında ve kimseyle paylaşmak istemiyor. Kendisinden önce kaydıraktan kayan olursa çıldırıyor yaygarayı koparıyor, merdivende kendisini geçenlerin de yakasına yapışıyor… Durumu çözmeye çalışıyorum. Bu heralde Denizkızım Delikızımın 19 ay sendromu!
————————————————————————————————————————–
Denizkızı kendisine tanınan özgürlüğün tadını işte böyle çıkarır; önüne konan çilekleri yer, ortalığı ve zatıalini temizlemek de denizanasına düşeeeer!…




————————————————————————————————————————–
Bugün öğle yemeği için denizkızına menemen yapacaktım. İlk önce yağı tavaya koydum, soğanı soydum, yemeklik doğramak üzere başucuma koyup domatesleri rendelemek üzere tezgaha gittim -ben yemek yaparken tüm malzemeler hazır olsun isterim- rendeledim… Başucuma döndüm… Eeee… Soğan yok… Soğan nerede?… Nerede?… Nerde?… Neeer!… Deniiiiiiiiiiz!




————————————————————————————————————————-
Denizkızımı araba tutuyor… Bugün daha boğaz köprüsünü geçmeden hemen önce Denizkızımın acı haykırışları karşısında bunalmış Başakların arasında geçen konuşma şöyle:
B: bilerek yapıyo
B: evet evet bilerek yapıyo yuh artık!
B: evet yaa yuh yani Deniz boğazına parmak atsaydın bari! Amma oyuncusun haa!
Denizkızım: (bööghhh!)
B: aaa kustu! Çek kenara çek!
B: aman dur! Hay Allah yaa canım benim gerçekmiş…

————————————————————————————————————————-
Bir haftadır denizkızını, denizbabasını gördüğünde “at.. at..” -babacım bizi atlara götürür müsün? anlamında- demesi için fiştikliyorum. Veeee… Sonunda denizbabası işlerinin bir kısmından kurtulmanın rahatlığı ve mutluluğuyla bizi hipodroma götürme sözünü tutacak…tı ki… haftaya kurulacak olan fuar için fuar alanına girişlerin başladığını öğrendi. Hipodrom da bir başka bahara kaldı…
Olsun… Canımız babamız bizi atlara götürmese de başka bir “adda” ya götürdü. Bir aydır geceleri eve bile gelmeden çalışıp bitirdiği zeytinburnu olivium alışveriş merkezi içindeki kafe köpüklü kahvenin açılışına. “köpüklü kahve”… ismi şirin di mi? isimanası bendeniz denizanası… çok özel, güzel ve hafif bir türk kahveleri var… adı “köpüklü kahve”. Neyse denizkızı da alışveriş merkezinin gülü olmayı yine başardı. Orası benim, burası da benim, heryer benim, giderim ben, kimse durduramaz! İsterseniz peşimden gelirsiniz!… Tutabilene aşkolsun… Ne yemek ne uyku bütün isteğim buydu diyen deniz kızı sonunda arabada yorgunluktan bayıldı. Şimdi de mışıııl mışıl uyur kendileri.
Bir de bugün öğrendik ki, bu denizkızını araba tutarmış. konuşamadığı için biz 1.5 yıldır anlayamamışız miniğimi… arabadaki ızdıraplı “anneeee” bağırış, çağırışları boşuna değilmiş. arabadan iner inmez babanın üstüne kustu da öyle anladık. Tabii bu neyi değiştirecek bilmiyorum. Çünkü çok illet birşeydir bu araba tutması. Büyüyüp te bununla başa çıkmayı öğrenene kadar oraya buraya kusar, kendinle birlikte ananın canına okursun… canım annemi özlemle anıyorum burdan. Beni izlediğini biliyorum… “SENİ ÇOK SEVİYORUM VE ÖZLÜYORUM!”…
resimler var editlenecek!
—————————————————————————————————————————
Son Yorumlar