Bugün Denizkızım benden önce uyanınca haliyle çayımı köşe bucak kaçırarak içmek suretiyle kahvaltı yapmak istemedim. Onun kahvaltısını yaptırıp Kafe Kemal’e gittik. Kahvaltımızı orada yaptık. Burayı boşken çok seviyorum, huzurlu oluyor. Tabi bunun için haftaiçi ve sabah erkenden gitmek gerekiyor. Hamileliğinin ilk üç ayında, hormonal dengesinin gereğinden fazla altüst olmasıyla başedemeyip, bunalıma giren benle başetmeyi oldukça iyi başaran Denizbabası, bana […]
Mayıs, 2007 için Arşiv
Bugün öğleden sonra deniz anasının canı parka gitmek istemeyince, deniz kızını eğlendirmek -işin özü susturabilmek- için ne yapmalı diye düşündü… düşündü… düşündü…
Ve buldu…
Vuuu (Su)… Deniz kızı ve su…
Ama nasıl? Hergün banyo, hergün banyo, banyo demeyi bile öğrendik ama kesmez deniz kızımı…
Havuza da gidemeyeceğimize göre… eeee havuz bize gelsin!
Nasıl?…
Böyle…
—————————————————————————————————————————
Denizkızım, delikızım bugün tam tamına 19 aylık. Birtanem son bir haftadır parkta kum oyuncaklarının farkında ve kimseyle paylaşmak istemiyor. Kendisinden önce kaydıraktan kayan olursa çıldırıyor yaygarayı koparıyor, merdivende kendisini geçenlerin de yakasına yapışıyor… Durumu çözmeye çalışıyorum. Bu heralde Denizkızım Delikızımın 19 ay sendromu!
————————————————————————————————————————–
Denizkızı kendisine tanınan özgürlüğün tadını işte böyle çıkarır; önüne konan çilekleri yer, ortalığı ve zatıalini temizlemek de denizanasına düşeeeer!…
————————————————————————————————————————–
soğan beh! (denizce nerde!)… işte burdaaaaa…
Yayınlanma 23 May 2007 Kategori: denizkızı ve yemek 1 YorumBugün öğle yemeği için denizkızına menemen yapacaktım. İlk önce yağı tavaya koydum, soğanı soydum, yemeklik doğramak üzere başucuma koyup domatesleri rendelemek üzere tezgaha gittim -ben yemek yaparken tüm malzemeler hazır olsun isterim- rendeledim… Başucuma döndüm… Eeee… Soğan yok… Soğan nerede?… Nerede?… Nerde?… Neeer!… Deniiiiiiiiiiz!
————————————————————————————————————————-
Denizkızımı araba tutuyor… Bugün daha boğaz köprüsünü geçmeden hemen önce Denizkızımın acı haykırışları karşısında bunalmış Başakların arasında geçen konuşma şöyle:
B: bilerek yapıyo
B: evet evet bilerek yapıyo yuh artık!
B: evet yaa yuh yani Deniz boğazına parmak atsaydın bari! Amma oyuncusun haa!
Denizkızım: (bööghhh!)
B: aaa kustu! Çek kenara çek!
B: aman dur! Hay Allah yaa canım benim gerçekmiş…
————————————————————————————————————————-
Bir haftadır denizkızını, denizbabasını gördüğünde “at.. at..” -babacım bizi atlara götürür müsün? anlamında- demesi için fiştikliyorum. Veeee… Sonunda denizbabası işlerinin bir kısmından kurtulmanın rahatlığı ve mutluluğuyla bizi hipodroma götürme sözünü tutacak…tı ki… haftaya kurulacak olan fuar için fuar alanına girişlerin başladığını öğrendi. Hipodrom da bir başka bahara kaldı…
Olsun… Canımız babamız bizi atlara götürmese de başka bir […]
Son Yorumlar